Bir öğretmenin başına gelenler..Hem görünen hem görüntülenen olarak ne kadar özgürüz?
30.11.2018 17:04:00

Nevin Nesrin Soysal

Bugün son günlerin en popüler konusu olan "öğretmen hanımın çığlıkları" konusunda ben de bir-iki şey söylemek, insanımızdaki empati eksikliği ile ilgili yaşadığım hayal kırıklığını dile getirmek istiyorum.

Öğretmen hanımın ehliyetinin olmaması bir kere mantığa aykırı. Benim ehliyetim ortadan ikiye bölündü ve sanırım onunkinin de başına böyle bir şey gelmiş. Ayrıca ehliyetsiz araç kullansa bile bu adli bir konudur, cezası neyse ödetilir. Ehliyetsiz araba kullanmanın cezası, kişinin zayıf ve özel bir anının tüm Türkiye'ye servis edilmesi olmamalıdır. 
Olayı ilk izlediğimde çoğunluğun olduğunu düşündüğüm gibi benim gösterdiğim tepki de "Çocuklarımızı kimlere emanet ediyoruz?" şeklinde olmuştu. Ama öğretmenler de insan. Hepimizin hataları, başkalarına anormal gelen çok farklı tutumları var. Sonuç ta ortada büyük bir yanlış, kabahat, kabalık, darp vb değil, pek çok insanın kahkahalarla gülmesine, aşağılamasına, ağzına geleni söylemesine yol açan bir tepki var. Aklı başında bir insanın böyle bir tepki vermeyeceğini düşünüyoruz. Belki haklıyız da. Belki bir terapiste ihtiyacı var. Ama hepimizin travmaları var. Travmaların açtığı yaraların ne zaman aktif hale geleceği bazen hiç belli olmuyor. Biz kendimizin o halinin tüm Türkiye'ye servis edilmesini ister miyiz? Başkasına neden bunu yapıyoruz? Eğer "benim başıma asla böyle bir şey gelmez" diyorsanız size Efendimiz(SAV)in diliyle cevap vereyim. "Kınadığı şey kınayıcının başına gelmeden o kişi ölmez." Çünkü kişinin kınadığı şey, onun bilinçaltına bastırdığı karanlık tarafı ile ilgilidir. O tarafı görmemek, onunla yüzleşmemek için onu iter ve bunu yaparken o şeye karşı çok sert olur, hakaret eder, aşağılar. Bunu yaptığı ölçüde onu kendisinden uzak tutacağını sanır. Oysa bastırılan şey güçlenecek ve eninde sonunda kişinin karşısına çıkacaktır. 
C. Hakkın kendini bize tanıttığı isimlerinden birisi "Settar" ismi şerifi. Bu ismin kullar üzerindeki tecellisi ayıbı örtmek, kardeşinin hatasını gizlemek şeklinde gerçekleşmeli değil mi? İnsana saygı hususunda hassas olduğunu düşündüğüm kişilerin bile hakaret dolu içeriklerle videoyu paylaştığını görmek beni umutsuzluğa düşürdü açıkçası. Bu olayın "savunma psikolojimizi" arttırdığının farkında mıyız acaba? Bu videonun bu kadar büyük ölçüde paylaşılmasından bilinçaltımızın aldığı mesaj şu: "Tetikte ol. Maskelerini güçlendir. Kimseye zaafını belli etme. Kimseye güvenme. Çünkü kimse sana acımaz. Empati yapmaz. Düştüğün yerde tekmeyi vurur." Ondan sonra da biz toplumsal birlik ve beraberlikten bahsedip duralım. 
Videoyu sosyal medyaya sızdıran vebal altındadır. Hakaretlerle paylaşım yapanların oturup bir düşünmeleri gerektiğine inanıyorum. Bir suça haddinden fazla verilen ceza, suçluyu masum, cezayı vereni zalim pozisyonuna koyar. Öğretmen hanım toplumsal bir özür hak ediyor bile olabilir. Benden söylemesi.