Ekranda sunulan aşk, moda, sevgili, cinsellik ve alışveriş gibi kavramlar çocukların dünyasını olumsuz etkiler.
7.12.2017 09:41:00
Mehtap Kayaoğlu

5 Aralık 2017

Çocukların maruz kaldıklarını ekran çeşidi gün geçtikçe artıyor. Bir nesil öncesinin çocukları sadece televizyonu biliyordu. Sonrasında bilgisayar her evin bir parçası haline geldi. Son bir kaç yılda ise hayatımızdaki ekranların sayısı tablet ve telefonlar ile oldukça arttı. Şüphesiz evimizdeki bu ekran artışının bir çok etkisi var. Ekranlar hayatımıza konfor ve keyif kattılar ama hayatımızdan bir çok şeyi de alıp götürdüler. Bu zararın en büyük etkisi ise çocuklar üzerinde oldu.
Eskinin sokakları artık yok. Çocuklar gün boyu evdeler. Evdeki çocukları oyalamanın en kolay yolu ise onları ekran başına oturtmak. Bu sayede çocuklar ses çıkarmadan, etrafı dağıtmadan durabiliyorlar. Yani ekran çocukları susturmak için önemli bir araç. Bir nevi, bakıcı ya da yatıştırıcı gibi. Yemek yerken ekranı açıp çocuğu doyurmak mümkün. Bir ekran görüntüsü ile ağlayan çocuğu susturmak mümkün. Arabada giderken çocukla konuşup onunla sohbet etmek yerine ekranı verip onu kendimizden uzak tutmak kolay. Ekran sayesinde ortalık daha az dağılıyor, evde daha az ses çıkıyor, çocuk daha az konuşuyor. Kısacası ekran bizler için bir kaçış yolu. Gelin görün ki çoğu zaman susturmak, sesini kesmek, oyalamak için ekran başına oturttuğumuz çocuklar ekrandan oldukça zarar görüyor.

Öncelikle ekran, çocukların serbest oyun hakkını elinden alarak onlara zarar verir. Çocuklar oyun aşkı ile doğarlar. Oyun oynamak onlar için yemek ve içmek kadar doğal ve gereklidir. Çünkü çocuk dünyayı oyunla keşfeder ve tanır. Üstelik oyunun iyileştirici ve geliştirici etkisi de vardır. Çocuk, oynadığı her oyunda duygusal, sosyal ve bilişsel becerilerini geliştirir. İp atlayan çocuk fiziksel bedenini geliştirirken, oyunda sıra bekleyen çocuk sabrı öğrenir. Ayrıca çocuk serbest oyun esnasında arzularını, çatışmalarını, kaygılarını oyuna yansıtır ve rahatlar. Ekrana maruz kalan çocuklar ise çok oynayamadıkları için oyunun geliştirici ve iyileştirici etkisinden mahrum kalırlar.

Ekran, aynı zamanda çocuğun hareket imkanını da elinden alır. Eskinin ekmek arası peynir ile sabahtan akşama kadar koşturan çocuklarının yerinde, günümüzde oldukça kalorili beslenen ancak yeteri kadar hareket edemeyen çocuklar var. Hareketsizliğin en büyük nedenlerinden biri ise ekranlar. Ekranlar, çocukları bulundukları yere sabitliyor ve hareketi durduruyor. Bu da çocuklara zarar veriyor.

Ekran varlığı ile çocukların hayal gücünü de elinden alır. Çocuklar ekran ile muhatap oldukça hayal dünyaları küçülür. Ekranla çok muhatap olan çocuk, zamanla ekransız oyun kuramaz, boş vakit geçiremez olur. Bir süre sonrada ekransız yapamaz hale gelir. Halbuki hayal gücü, çocukların en büyük gücüdür. Ekran karşısında hayal edemeyen ve ona sunulanı alan çocuk bir süre sonra bu yetisini kaybeder. Hayali oyunlar kurgulayarak kendini oyalamak artık çocuk için mümkün olmaz. Bir yolculukta, herhangi bir köşede beklerken hayalini kullanmak yerine telefon ve tablet ister.

Ekran çocukların sosyalleşme imkanını da elinden alır. Ekrana aşırı muhatap olan çocuklar sosyal ip uçlarını yakalayamazlar. Dil becerileri kısır olur. İletişim yöntemlerinden habersiz olurlar. Gün boyu onlara tepki vermeyen, iletişime geçmeyen düz ekrana baktıkça çocuklar asosyalliğe doğru kayar.
Ekran sadece varlığı ile bile çocuklara zarar verir. Çünkü onların elinden onlara iyi gelen bir çok etkinliği almış olur.

Ekran aynı zamanda sunduğu içerik ile de çocuklara çok zarar verir. Bir çok dizi ve sanal oyunda şiddet ana unsur olarak bulunur. Ekranlardaki şiddet, çocukların şiddeti bir çözüm yolu olarak görmesine, model almasına neden olur. Ekran, şiddeti normalleştirilir ve sıradan gösterir. Ekranda şiddeti çokça gören çocuklar şiddete duyarsız hale gelir ve şiddet görene yardım etmekten uzak kalır.

Ekranda sunulan aşk, moda, sevgili, cinsellik ve alışveriş gibi kavramlar çocukların dünyasını olumsuz etkiler. Çok küçük yaşta yetişkin kavramları ile büyüyen çocukların dengesi bozulur. Bunun sonucunda zihnen yetişkin ama bedenen ve duygusal olarak küçük çocuklar ortaya çıkar. Yetişkin gündemi ve kavramları ile büyüyen çocuk çocukluğu tam yaşamadan büyümüş demektir. Yaşanmamış çocukluk, gelecekteki büyük acıların habercisidir.

Kimi film, çizgi film ve animasyonda sunulan bilinçaltı telkinler, subliminal mesajlar da çocukların saf zihinlerine zararlı tohumları eker. Sahneler arasına ustaca yerleştirilen bilinçaltı görüntüler, konuşmalar arasına serpiştirilen cümleler, seslerin arasına yerleştirilen gizli seslerle insan zihni yönlendirilebilir. Ekran bu yönü ile de çocuklar için bir risk oluşturur.
Kısacası ekran, içeriğinden bağımsız olarak varlığı ile çocukların oyun, hareket, hayal gücü ve sosyalliklerini elinden alarak onlara zarar verir. Yani çocuklar ekranda faydalı program izleseler bile aşırı derecede ekran başında kaldıklarında ekran başındayken oyun oynayamadıkları, hareket edemedikleri, hayal kuramadıkları ve sosyal iletişimde bulunamadıkları için zarar görürler. Bunun yanında ekranda sunulan yalan, şiddet, intikam, aşk, cinsellik ve moda gibi içerikler çocukların ruh dünyasını olumsuz olarak etkiler. Bilinçaltı mesajlarla çocukların zihinleri yönlendirmeye açık hale gelir.
Psikolojik açıdan sağlıklı çocuklar yetiştirebilmek için çocuklarımızın ekran ile olan ilişkisini kararlı bir şekilde düzenlemeye ihtiyacımız var. Ekranı ve zararlarını küçümsemek birçok çocuğun psikolojik yara almasına neden olabilir. Çocuklarımızın ekrana değil insana ve yüzyüze kurulan insan ilişkilerine ihtiyacı vardır. Sanal oyunlar ise hiç bir zaman gerçek oyunun yerini tutamaz.