Göçebe olmak yarım kalmaktır
24.6.2018 19:23:00

 

Bruno Catalano, son yılların en popüler heykeltraşı.Onu dünyaca ünlü yapan ise "Gezginler" diğer adıyla "Eksik Heykel" adlı çalışması. Catalano'nun ellerinde valiz, bedenlerinde kocaman boşluklar olan bronz heykelleri mülteciliğin en önemli simgelerinden biri oldu. Catalano, heykelleriyle daha iyi bir yarın için sürekli arayış içinde ve kimliğiyle gurur duyan göçebe bir insanlık fikrini haykırıyor dünyaya.

Hatice Saka  24 Haziran 2018

yenişafak​Göçebe olmak yarım kalmaktır​Göçebe olmak yarım kalmaktır  

 

Mülteci olmanın acısı en iyi sanat yoluyla anlatılır. Roman, şiir, resim ya da heykel. Kalplerde açılan derin yaralar ve yersizliğin yarattığı boşluk sanatçıların eliyle ete kemeğe bürünür. İşte bunu en iyi yansıtanlardan biri de heykeltraş Bruno Catalano. Bütün dünya onu ellerinde bavul ve bedenlerinde büyük boşluklar olan bronz heykelleriyle tanıdı. Kendisi de bir göçmen olan sanatçı birçok insanın duygularına tercüman oldu. Fas'ta dünyaya gelen Sicilya asıllı heykeltraş Bruno Catalano, ailesinin Fransa'ya yerleşme kararı ile doğduğu topraklardan küçük yaşta ayrılır. Afrika'dan Avrupa'ya geçenlerin zorunlu durağı Marsilya'ya alışmak onun için kolay olmaz. Yabancıları sıcak karşılamayanların yaşadığı bu yabancı şehirde, ilk yıllar o ve ailesi için zorlu geçer. Sanatçı kimliğini de işte bu gel-gitli, karmaşık ruh halleri ortaya çıkarır. Onun yıldızını parlatan ve dünyaca ünlü bir heykeltraş olmasını sağlayan da budur.

 

 

 

BOŞLUKLAR ARAYIŞ MI KAYBEDİŞ Mİ?

Sanatçının "Gezginler" diğer adıyla "Eksik Heykel" isimli eserleri de onun bu ruh halinin yansımasıdır. Ellerinde valiz, yarım kalmış insan figürlerinin olduğu bronz heykeller, görenleri derinden sarsar. Bu boşlukları, kimi gezginlerin her gittiği yerde bir parçasını bırakması olarak, kimileri yaşadığı yeri terk eden insanların bir yere ait olmama hissinin yarattığı boşluklar şeklinde değerlendirir. Bazıları ise arayış halindeki insanın nereye giderse gitsin içindeki boşluğu dolduramaması olarak yorumlar. Aslolan onun heykellerindeki eksik parçaların hayal gücünüz ile kendi öykünüzü yazdıracak kadar çok farklı anlamlar içermesi. Catalona, her ne şekilde yorumlanırsa yorumlansın görenlerin ruhuna dokunmayı başaran başyapıtlar ortaya koyar. Görenler demişken Catalona'nın heykellerinin böylesine geniş kitlelere ulaşmasını sağlayan da eserlerini bir galeride değil Marsilya kentinin dört bir yanında sergilenmesiyle olur. Daha sonra heykeller tüm dünyayı gezer. Fransa, İngiltere, Çin, Belçika, İsviçre ve ABD'de sergilenir.

 

 

 

KİMLİĞİYLE GURUR DUYANLAR

Bruno Catalano'nun heykeltraşlık macerasına gelelim. Catalano, bu dünyaya ilk adımını 1981 yılında Françoise Hamel'in atölyesinde atar. İki yıllık eğitimden sonra, 1985'te kendi sanat atölyesini kurar. Heykellerinde malzeme olarak başlarda kil kullanır. Sanatçı, daha sonra büyük bronz heykeller yapmaya başlar. Dikkatleri ise Marsilya Belediyesi'nin isteği üzerine 2001 yılında Fransız komedyen Yves Montand'ın heykelini yapmasıyla çeker. Büyük beğeni toplayan Montand heykelinden sonra sanatçının eserleri farklı galerilerde sergilenmeye başlar. Daha sonra da "Gezginler" serisi gelir. Eleştirmenler , onu zor malzemelerle harika heykeller ortaya çıkarmayı başaran ve o heykellerin ruh halini yansıtan bir dahi olarak görür. Bruno Catalano, daha iyi bir yarın için sürekli arayış içinde, kimliğiyle gurur duyan göçebe bir insanlık fikrini ifade eder. Eşsiz ve özgün eserleri, adeta göç sırasında memleketinden koparılan bir ruhun parçalarını yansıtır. ,

 

 

Evleri valizleri olan özgür ruhlar

Sanatçı, ses getiren çalışmasıyla ilgili bir Fransız gazetesine verdiği röportajda şunları söyledi: "Hayat yolunda hepimiz birer yolcuyuz, kimimiz iş kimimiz ise kendimizi aramak uğruna yola koyuluyoruz. Heykellerim de bir sebepten yola çıkmış, bir dünyanın insanı değil de dünyada bir insan olan ve çıkılması kaçınılmaz yolculuklara koyulmuş kişiler. Ayakları üzerinde duran ve evleri valizleri olan özgür ruhlar. Eğer yüzlerine bakarsanız hepsinde ortak bir şey görürsünüz, gurur. Yola çıkmış olmanın ve yol alıyor olmanın haklı gururu ile başı dik yürüyen insanlar hepsi. En önemlisi de kendilerini gerçekleştirmeye çalışan, her an kendilerini tamamlayan ‘eksik' insanlar."