Haftanın Filmi – Canım Öğretmenim (Mösyö Lazhar)
24.4.2018 15:03:00

Canım Öğretmenim, Beşir Lazhar'ın yeni öğrencilerini tanıma sürecini ve bu travmatik olayın sınıf içi etkileriyle mücadelesini anlatıyor.

"Ah, kimselerin vakti yok / Durup ince şeyleri anlamaya" diye başlar Gülten Akın, İlkyaz adlı şiirine. Bu dize aklıma ne zaman gelirse bir an düşünüyorum "İnce şeyleri anlamak için en son ne zaman durdum?" diye. Bu hafta kendini, çevresini, hayatın ona getirdiklerini ve en çok da ince şeyleri -çocukları- anlamak için durmaktan imtina etmeyen bir "öğretmen"in/mültecinin hikâyesini konu alan Mösyö Lazhar adlı film üzerine bir şeyler söylemeye çalışacağım.

Yönetmenliğini Philippe Falardeau üstlendiği 2011 Kanada yapımı film, Evelyne de la Chenelière Beşir Lazhar adlı tiyatro eserinden beyaz perdeye uyarlanmış. 2012 yılında "En İyi Yabancı Film" dalında Oscar'a aday gösterilen film, Quebec Sineması olarak bilinen akımın örneklerinden biri. Filmin başrolünde Mohamed Fellag'a (Beşir Lazhar ) çocuk oyuncular Sophie Nélisse (Alice L'Écuyer ) ve Émilien Néron (Simon ) eşlik ediyor. Ülkemizde "Canım Öğretmenim" ismiyle Aralık 2012'de vizyona giren film maalesef izleyiciden hak ettiği ilgiyi göremedi. İstanbul Film Festivali'nde de programa dâhil edilen film festival izleyicisinden olumlu tepkiler aldı.

Acı ve Yabancı

Film, okulda intihar ederek trajik bir biçimde hayatına son veren öğretmenin yerine geçici öğretmen olarak gelen Beşir Lazhar'ın yeni öğrencilerini tanıma sürecini ve bu travmatik olayın sınıf içi etkileriyle mücadelesini anlatıyor. Sınıftaki zorlu mücadelenin bir benzerini özel yaşamında da sürdürüyor Beşir Lazhar. Cezayir'de ailesini kaybetmesine sebep olan saldırıdan dolayı Kanada'ya sığınma talebinde bulunan mülteci Beşir Lazhar, bir yandan bunun sonucunu bekliyor. Mösyö Lazhar'ın bu durumdan ne okul yönetiminin, ne çalışma arkadaşlarının, ne de çocukların haberi var. Çünkü o, çevresine, her şeyi yoluna koymuş insanlara ait bir sakinlikle yaklaşıyor. Gülümsemesiyle sakladığı acısını kendisi dışında kimse bilmiyor. Bu film biraz da okula ve ülkeye yabancı, ölüme "yerli" bir adamın; okulun ve ülkenin yerlisi, ölümün yabancısı çocuklarla hemhal oluşunun hikâyesi.

monsieur-lazhar_1

Eğitim geçmişine dair de çok önemli bir sır taşıyan Mösyö Lazhar, olumsuz durumları sakin ve soğukkanlı duruşu sayesinde sağlıklı bir şekilde yönetebiliyor. Onu incelikli biri yapan durum tam da burada ortaya çıkıyor. Hem Kanada'ya hem de eğitim dünyasına yabancı olduğunu, dikkatli olan herkesin anlayabileceği Mösyö Lazhar, yabancılığını, öğrenmeye açık yanı ile kapatıyor. Öğrenmeye hevesli olan ve dinlemeyi bilen Lazhar bu sayede sınıfıyla hızla duygusal bağlar kuruyor. Tüm bu süreç içinde hatalı davranışlarıyla ilgili öğrencilerinden gelen şikâyetleri geribildirim olarak kabul ediyor ve bunları kullanarak kendini geliştirme yoluna gidiyor. Bu tercihi, öğrenciler ile onun arasındaki duygusal bağın güçlenmesini sağlıyor.

Film, öğrencilerin yaşadığı duygusal çöküşü, "suçlu" arama yaklaşımlarını ve birbirlerini iyileştirme sürecini küçük anlar üzerinden duygusal manipülasyona yönelmeden aktarabiliyor. Filmde, bir "yabancı"yı "öğretmen" olarak kabullenme süreci öğrencilerin yaşadığı ikilem ve çatışma ile gerçekçi bir şekilde anlatılıyor. Bir yan hikâye olarak özellikle Ayrıca Beşir Lazhar'ın okul dışındaki yaşamı Camus'nün Yabancı romanına göz kırpacak kadar nitelikli sahnelerle anlatılabilmiş. Yardımcı rollerde ön planda olan Alice ve Simon'ın okul dışı ilişkileri ve hayatları ise biraz zayıf kalmış film içinde. Özellikle hikâyede önemli bir yere sahip Simon'ın yaşamını izleyicinin daha yakından tanıması filmin gücünü arttırabilirdi. Bunun yanında yüzüyle nereden geldiğine ve belki de nereye gitmek istediğine dair binlerce hikâye anlatan Mohamed Felag (Beşir Lazhar) ise her şeyi gölgede bırakan bir oyunculuk sergiliyor.

461345-monsieur-lazhar-philippe-falardeau

"Monseiur"nün Vedası

Kendi acısını öğrencilerinin yaşadığı acıyla sağaltan, sessizliğini onların sesine emanet eden bir beyefendi Beşir Lazhar. Herkesin bildiği bir gerçeği, çocukların psikolojisini koruma adına hiç olmamış gibi yaparak aşmaya çalışan eğitimcilere karşı o, yaşadıklarından hareketle anlatmanın ve dinlemenin iyileştirici gücüne sığınmayı tercih ediyor. Böylece öğrencilerine iyi bir rol model oluyor. Konuşmanın, dinlemenin ve dokunmanın iyileştirici gücünü gösterişten uzak bir biçimde gözler önüne seriyor.

Çocuklara çok uzak bir dünyadan seçtiği sözcüklerle başladığı öğretmenlik yaşamını bir "Beyefendi"ye yakışacak, onların kalbinde uzun süre yaşayacak şekilde bir veda ile noktalamayı biliyor Mösyö Lazhar ve ekliyor:

"Sınıf adeta ev gibidir, içinde arkadaşlık, emek ve saygı vardır."

Film, kendi gibi zarif oyunculukları ve ‘an'larda saklanan eşsizliği koruyan sakin anlatımıyla "durup ince şeyleri anlamak" için iyi bir fırsat sunuyor bizlere.

 

Sezer DEMİR

szr3dmr@gmail.com

MV5BNjM0NTYyNTkwNF5BMl5BanBnXkFtZTcwMzQwOTUzNw@@._V1_SX214_AL_