İDSB 2. Aile Çalıştay’ından Adaletli Ve Hakkaniyetli Bakış
29.10.2019 21:36:00

                                                                        30-10-2019

 

İDSB 2. Aile Çalıştay'ından Adaletli Ve Hakkaniyetli Bakış..

 

       AKODER adına Yasemin Çoban  19 Ekim 2019  Cumartesi günü SETA 'da düzenlenen İslam Dünyası Sivil Toplum Kuruluşları Birliği-İDSB 2.Aile Çalıştayına katıldı.  Aile kurumunun önemi ve kadına yönelik şiddetle ilgili sorunlar gerçekçi bakış açısıyla gündeme getirildi. Çoğunluğu kadınlardan olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisinin katıldığı çalıştayın tamamında adalet ve hakkaniyete uygun bir bakış açısının ortaya konması geleceğe dair umutları tazeledi.

          IDSB Genel Sekreteri Ali Kurt Beyefendinin, zamanı yakalayan ve çözüme yönelik görüşlerini dile getirdiği konuşması yanında, çalıştay boyunca fayda ve zararları ile  İstanbul Sözleşmesi üzerine beyin fırtınası yapıldı.Tüm katılımcılar,medyada yayılan manipülatif haberlerle  İstanbul Sözleşmesi hususunda ciddi bir kafa karışıklığı olduğu üzerinde fikir birliğine vardılar ve  aile kurumu ile ilgili tüm sorunların İstanbul Sözleşmesine yüklendiğine vurgu yapılarak, üzerinde daha çok çalışılması gerektiğini ifade ettiler.

 

     İDSB Aile Enstitüsü  Başkanı Dr. Rabiye Yılmaz'ın geçmiş çalışmaları özetleyen sunumundan sonra, Dr. Ayşe Güney zihinlerde dolaşan çok sayıda soruya cevap niteliğinde olan " İstanbul Sözleşmesi Nedir-Ne değildir" konulu, konuyu tarihsel gelişmeleriyle ve ayrıntılarıyla ele alan detaylı bir sunum yaptı.

Sunum kafalardaki bir çok soruya kaynak gösterilecek cevap niteliğinde idi.

           Katılımcılar genel olarak İdsb'nin kadına şiddet konusunda  yaptığı çalışmaların önemli olduğunu bu çalıştayların en çok  uluslararası  anlaşmalarının daha iyi anlaşılmasını ve sorgulanabileceğine faydası olacağına  vurgu yaptı.

İstanbul sözleşmesi hakkında ciddi bir kafa karışıklığının yaşandığı, neredeyse ailedeki her soruna İstanbul Sözleşmesinin sebep olarak gösterildiği, kanunları Türkiye Cumhuriyet'inin hakim ve savcılarının uygulayacağı, uluslararası sözleşmelerin iç hukukun üzerinde olma durumuna rağmen hiç bir zaman Türkiye anayasasına aykırı da uygulama olamayacağı belirtildi.    

 

           ÖrneğinTGSP adına katılan hukukçu Sefa Koçoğlu; aynı cinsiyetli kişilerin evlenmesinin anayasaya aykırı olduğunu,6284'ün 4320'nin revize edilmiş hali olduğunu,toplumsal cinsiyet eşitliğinin devlet uygulamalarında fırsat eşitliği olarak uygulandığını ifade etmesi  bu sorulara verilen önemli  açıklamaydı.

64. Hükümet döneminin Aile Bakanı Dr. Sema Ramazanoğlu konuşmasında hukuken sözleşmenin orijinal metninin geçerli olduğunu, çevirisinde ise bazı hatalar yapıldığını  örnekleriyle dile getirdi. Örnek olarak; "domestic  violence" " ev içi şiddet " olarak çevrilmesi gerekirken "aile içi şiddet" olarak çevrilmiş olduğunu, aile ve şiddet kavramlarının sürekli yan yana kullanılmasının olumsuz algıya yol açtığını ifade etti.

 

           Hukukçular derneği aına katılan katılan Av. Öznur Uslu sahadan bilgi aktardığını söyleyerek 6284 sayılı kanunun bir çok kadının canını kurtardığını, en çok karşı çıkılan sorunun evden uzaklaştırma olduğunu ama bunun da delil gösterilerek  7 gün içinde itiraz edilme  hakkı olduğunu ifade etti.

          AKODER adına söz alan Yasemin Çoban, 2008 yılında AKODER olarak, ev içi fiziksel ve psikolojik şiddeti önlemeye yönelik, geçmişte bir belediyeye sundukları çok kapsamlı bir projeden bahsetti. Bu projede aile içinde gerçekleşen psikolojik şiddet durumlarında şiddet  uygulayan tarafın aile danışmanlık merkezlerinde terapiye alınmasını,  şiddetin  fiziksel olduğu durumlarda ise şiddet uygulayanın evden uzaklaştırılmasını tavsiye ettiklerini ve böylece bu süreçte annenin evde çocuklarıyla birlikte kalmasının yuvayı bütünlük içinde tutarak hayatın normale yakın sürdürülebilmesi için  önemli olduğunu vurguladıklarını ifade etti. O tarihte İstanbul Sözleşmesi henüz olmadığı halde Akoder tarafından oluşturulan bu projenin, ilgili belediye tarafından hayata geçirilip bu zamana kadar da başarıyla uygulandığını ifade etti.

           Bursa  Aile Akademisi derneği adına  konuşan  Dr. Meryem Şahin  ve  pedegog  Yasin Kuruçay; İstanbul Sözleşmesinin içinde anılan kavramlara ve  felsefesine dikkat çekerek, palyatif çözümlerin faydası olmadığını dile getirdiler. Feminist zihniyet üzerine odaklanmış   İstanbul Sözleşmesi iptal edilmelidir diye görüş bildirdiler.

           Bilka adına katılan Av. Dilşat Özer Kestevur kadına yönelik şiddeti önlemek için kendi değerlerimize uygun bir sözleşme hazırlayarak,  sorunlarımıza yeterince çözüm getirmeyen ve yan etkisi fazla bir ilaç gibi olan 6284 sayılı kanunu yeniden düzenlemek ve  İstanbul Sözleşmesini iptal etmek gerekir  şeklinde görüş bildirdi. 

 

                  Anadolu Platformu ve Akadder adına katılan Rabia Aldemir İstanbul sözleşmesi konusunda o kadar çok süpekülsayon (iftira, yalan, algı yönetimi, manipülasyon) var ki biz de artık bu haber bombardımanına karşılık şunu düşünmeye başladık; demek ki bizim ailemiz ne kadar çürükmüş ki bir sözleşmeyle yıkılıyor. İstanbul sözleşmesi günah keçisi yapılarak sorunlar görmemezlikten geliniyor diyerek katılımcıları düşünmeye davet etti.

 

            Konya Necmettin Erbakan Üniversitesi'den  katılan sosyolog Mehmet Birekul, Aile konusunda çuvaldızı kendimize batıralım.  Aile sorunu  hukuka intikal ettiğinde boşanma vuku buluyor. İstanbul sözleşmesi de sorun  hukuka intikal ettiğinde müdahale ediyor. İstanbul sözleşmesi kaldırıldığında aile sorunlarımız bitecek mi? Bu sözleşmeyi kaldırdığımızda yerine neyi İNŞA edeceğiz diye sordu...Herkesin bir aile ve kadın tasavvuru  var. Hangisini uygulayacağız...

 

             Dr. Sevinç Sanisoğlu,  İstanbul Sözleşmesinin  sözleşmede geçen bir iki kavram üzerinden tartışmaya açılarak 6284 sayılı kanun üzerinde haksız söylemlere neden olunduğunu, gerçekte İstanbul Sözleşmesi, 6284 sayılı kanun, Gender kavramı ve lgbt tartışmalarının ayrı ayrı yapılmasının gerekliliğine dikkat çekti.  Bu konuların hepsinin birbirine boca edilerek yapılan yazılı ve sözlü yayınların toplum nezdinde fazla derecede kafa karışıklığı oluşturduğunu bu karışıklık nedeniyle de kadına yönelik şiddeti ve cinayetleri önlemeyi  hedefleyen bir yasal düzenlemenin heba edilmek istendiğini belirtti.

 

            Yalova Devlet Üniversitesi  Sosyoloji Ana Bilim Dalından katılan Prof.Dr. Fethi Güngör;  Toplumda şiddeti sözlerden ziyade zihniyet kalıplarını değiştirerek yapmalıyız. Bunun için  kadın aleyhtarı kavramların, atasözlerinin kaldırılması ve bu konuda en etkili yöntemin  kurumlarında verilecek eğitim olduğunu söyledi. İlk adımın er ve erbaşlardan başlanabileceğini ifade etti. Kendi bahçemiz temiz olursa kimse bize temizlik öğüt veremez diyerek sözlerini tamamladı.

Cezayir'den katılan İslam İşbirliği Teşkilatı Aile Komisyonu üyesi,  Dr. Fadıle Karine, kadın ve aile ile ilgili acı gerçeklerin arka planını dile getirdi. Uluslararası sözleşmeleri imzaladıktan sonra, " biz uyguladık ama beğenmedik, bize çok zarar verdi diye bir iptal gerekçesi olamaz."  Bu anlaşmalar ülkeler arası diyaloğun sürdürülmesi ve bağlı olduğunuz uluslararası kuruluşlara verdiğiniz destekle önünüze gelir. İmza aşamalarında da ortak ekonomik işbirlikleri,  krediler  vb. teklifler  söz konusudur.  Sözleşmeler ortak mutabakata  varıldığında anlaşmalar  imzalanır. Bana uymadı deyip iptal etmek istediğinizde  tazminatlar önünüze çıkar. Ülkeniz  güvenilir olmaktan çıkar ve uluslararası kuruluşlar nezdinde saygınlığı zedelenen bir ülke konumuna düşer şeklinde önemli tespitleri oldu.  Ayrıca, kadına yönelik şiddetle ilgili İslam ülkelerinin kendi somut önerileri olmadan batıyı  eleştirmenin de gerçek hayatta bir karşılığının olmadığını ifade etti.    

 

         Kapanıştan önce söz alan Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu-TİHEK Başkanı Süleyman Arslan; Bu anlaşma bize göre değil,  Avrupa insanına göre hazırlanmıştır. Evet bizim ülkemizde  kadına yönelik  şiddet vardır. Hatta kadından erkeğe yönelik şiddetle kıyaslandığında 5-7 kat daha fazla erkekten kadına yönelik şiddet olduğunu görüyoruz. Bu durumun farkındayız.  Kendi  sorunlarımızı doğru tespit edip  özgün çözümlerimizi bulmalıyız  diye görüş bildirdi.

 

          Son olarak  katılımcılara verdikleri destekten dolayı teşekkür eden İdsb Başkanı sayın Ali Kurt önemli ve vurucu görüşler ifade etti. Sözleşmeyi eleştirelim ama biz de İstanbul sözleşmesi yürürlüğe girene kadar kadınlara  şiddeti önleyici bir şey yapmadık. Sözleşmeye çekince konulabilir ama müspet yönleri korunmalı dedi.

 

AKODER