Türkiye'de ilklerin kadını olmak zor
11.3.2018 13:08:00

 

Türkiye'de kadınlar artık pek çok meslek dalında kendilerini gösterebiliyorlar. Bu aşamaya gelmelerinde elbette kendilerinden önce yollarını açan hemcinslerinin payı oldukça büyük. Celile Hikmet, Fatma Aliye, Remziye Hisar, Halide Edip Adıvar, İdil Biret, Füreya Koral ve daha birçok isim mesleklerinde öncülük ettiler ve gelecek nesillerin önünü açtılar.

Hatice Saka11 Mart 2018,

Yeni Şafakİdil Biret ve diğer kadınların ba şarı hikayesini anlatan sergi 8 Nisan'a kadar açıkİdil Biret ve diğer kadınların ba şarı hikayesini anlatan sergi 8 Nisan'a kadar açık.

Kadınlar, meslek hayatında günümüzde bile çok fazla sorunla karşılaşıyor. Ancak bu sorunlarla başa çıkmak için çeşitli yollar geliştirebiliyor. Mesela kendi gibi kadın meslektaşlarıyla mücadelesini omuz omuza verebiliyor. Peki Türkiye'de bir meslek dalında çalışan ilk kadınlar mücadelelerini nasıl sürdürmüşlerdir ve kimlerdir ? diye düşündüğünüz zaman karşınıza çok ilginç kadın öyküleri çıkacaktır. İstanbul Şehir Üniversitesi de bu merakımızı giderecek bir sergiye ev sahipliği yapıyor. Ünlü araştırmacı, yazar, şair ve halk bilimci Taha Toros'un, İstanbul Şehir Üniversitesi Kütüphanesi'nde bulunan akademik arşivinden seçilerek hazırlanan "Mesleklerinde Öncü Kadınlar "sergisi çok sayıda öncü Türk kadının fotoğrafını içeriyor. Biz de sergide fotoğrafları yer alan bu kadınlardan bazılarının öyküsünü sizin için derledik.

 

 

Halide Edip Adıvar

 

Zonaro'dan ders alan kadın ressam

Müfide Kadri, Mihri Müşfik, Hale Asaf, Belkıs Mustafa, Nazlı Ecevit, Melek Celal Sofu ve Fahrel Nissa Zeyd gibi ilk kadın ressamlarımızdan biri olan Celile Hikmet, erken yaşlarda ailesinin de saraya yakınlığı sayesinde saray ressamı Fausto Zonaro'dan resim eğitim alır ve böylece resim hayatına başlar. Enver Paşa ve Leyla Hanım'ın kızı olan Celile Hanım, ailesinden gelen sanat merakı ile de zamanının bir kadın için tahmin edilemeyecek ve yapılamayacak bir mesleği başarıyla yürütür. Genel itibari ile bakacak olursak natürmort da yapmasına rağmen Celile Hanım, tam anlamı ile bir portre sanatçısıdır. Celile Hanım aynı zamanda ünlü şair Nazım Hikmet'in de annesidir. Türkiye'nin ilk çağdaş seramik sanatı öncülerinden olan Füreya Koral ise sanat hayatına tedavi görmek üzere yattığı bir sanatoryumda, İsviçre'de başlar. Teyzeleri Fahrelnissa Zeid ve Aliye Berger'in ısrarlarıyla burada resim ve seramik yapmaya başlayan sanatçı, tedavisinin ardından gittiği Paris'te dönemin ünlü seramik sanatçılarından Georges Serré ile tanışır ve çeşitli seramik atölyelerinde çalışır. 1951'de Türkiye'nin ilk özel çağdaş sanat galerisinde ilk kişisel sergisini açar. Koral, seramik sanatına adını altın harflerle yazdırmayı başarır.

 

 

Celile Hikmet n

 

Fen buluşlarına adımızı yazdıracağım

İlk kadın kimyagerimiz olan Remziye Hisar'ın ilkleri bununla sınırlı değil. Aynı zamanda Fransız Sorbonne Üniversitesi'nden mezun olan ilk Türk kadını. Hisar'ın şu sözleri de etkisini hala sürdürür: "Fen derslerinde kanunlarda olsun, buluşlarda olsun hep yabancı isimler görmek beni kahrediyordu. Fen alanında bir tek Türk ismi görememenin ezikliğini, bu dalda başarılı olursam giderebilirim sanıyordum" Cumhuriyet tarihinin ilk profesyonel kadın illüstratörü olan Sabiha Rüştü Bozcalı ise beş yaşında iken annesinin teşvikiyle resim yapmaya başlar. İlk derslerini ressam ve müze müdürü Ali Sami Boyar'dan alır. İlerleyen yıllarda Münih ve Berlin'de eğitim görür. Paris' in en ünlü sanatçılarıyla çalışır.

Tıp fakültesine kabul edilmez

İlk kadın heykeltraş Sabiha Bengütaş, 16 yaşındayken Sanayi-i Nefise Mektebi in resim bölümüne kaydolur. Kendi kendisine antik bir büstü kopya eden Sabiha Bengütaş'ın bu yaptığını gören heykel öğretmeni, kendisinin yaptığına başta inanmasa da, daha sonra ikna olur ve onu destekler. Bengütaş'ın okulun heykel bölümüne ilk kız öğrenci olarak alınmasına yardımcı olur. Yeteneği kısa sürede farkedilen sanatçı, okulunu birincilikle bitirir. Usta heykeltraş, Atatürk, İsmet İnönü, Abdülhak Hamid, Ahmet Haşim, Bedia Muvahhit gibi tarihte iz bırakan pekçok kişinin heykelini yapar. Türkiye'nin ilk kadın doktoru Safiye Ali ise , 1916 yılında Arnavutköy Kız Koleji' ni bitirir ve kendisine doktor olma hedefini koyar. Kadınların tıp fakültesine kabul edilmediği dönemde idealini başka bir ülkede gerçekleştirmek üzere yola çıkar. 1921 yılında Berlin' deki doktorluk sınavını başarı ile verip yurda döndüğünde artık bir kadın doktordur. İhtisasını da Berlin'de tamamlayan doktor, artık kadınlar ve özellikle de anneler ile bilgisini paylaşıp fedakarca her koşulda mesleğini yapmaya başlar.

Müslüman türk kadının aydınlık yüzü

Seniha Sami Moralı, Topkapı Sarayı Müzesi´nin yönetimine atanan ilk kadın müzecidir. Seniha Sami, küçük yaşlarda Türkçe´nin yanı sıra İngilizce, Fransızca ve Farsça´yı öğrenir. Aynı zamanda tarih bilgini de olan Moralı, çok sayıda yabancı eseri dilimize kazandırır. Özellikle Shakespeare'in eserlerini dilimize kazandıran kişidir. Yazar, ilk kadın çevirmen, toplumbilimci Fatma Aliye'de Müslüman Türk kadınının aydınlık yüzü olur.