...

3.4.2017

BAHÇIVANLAR İŞ BAŞINA !

İnsanın bilgiyle olan ilişkisi belirler hayatının şeklini. Bilmekle başlar hayat. Bilgiyle adam oluruz. Kendimizi bildikçe, Rabbi bilmeyi öğreniriz. Doğduğumuz andan itibaren duyu organlarımızla veri toplamaya ayarlıdır beynimiz. Renkler, şekiller, kokular, tatlar ve dünyaya dair her  veri  itinayla dosyalanır beynimizde. Merak en büyük öğretmenimiz olarak yanı başımızdadır. Küçük bir kaşif olarak geliriz dünyaya. Keşfetmek, denemek, bu ne, bu ne, diye sormak en büyük zevkimizdir.  Hayat yolculuğunda  annemize, bizi merhametin madeninde  taşıyan varlığa emanet edilmemiz boşuna değildir. İnsan sevdiğinden, güven duyduğundan  değer verdiğinden gelen   yönlendirmeyi can kulağıyla dinler ve itibar eder çünkü. Beynimiz bağ kurarak gelişir. Akıl  verileri  birbirine sımsıkı bağlayandır. Bağ kurmak, ilişkilendirmek insan için vazgeçilmez bir ihtiyaçtır. Bu bağlar bizim kıyas yapmamızı, kelime ve kavramların anlamlarını bilmemizi ve nihayet muhakemeye doğru giden yolumuzu açar.  Muhakeme ki,  eğitimin zirvesidir. Bilmek, kavramak, analiz, sentez,  uygulamak derken , muhakeme. İşte o,  en üst kazanımdır. Tüm çocukluk  boyunca yapılan eğitimin ana amacı, muhakeme yeteneği gelişmiş insan yetiştirmektir.   Okullar bunu   belli bir organizasyon içinde bunu yapma iddiasında olan kurumlardır. İyi bir gözlemci iseniz ve duyu organlarından gelen verileri doğru işleyen bir zihniniz varsa, engellenmeden kavrayabiliyorsanız, mürebbileriniz sizi bir çiçek gibi büyüttüyse, muhakemeye giden yoldasınızdır.  Bir okulda olun ya da olmayın fark etmez.Son 15-20 yıldır  ilginç bir süreçten geçti bu ülke. Test/tost nesli de dediğimiz sınav odaklı bir eğitime şahit oldu. Hala da bu dertten tam kurtulmuş değiliz.  Dersaneleri  parlatıp öne çıkaran, iyilik iddiasıyla yapılan bir devşirme sistemi ne şahit olduk.  Okullarda ki  parlak ve  üstün yetenekli çocuklar, sınavlar yoluyla  bazı kurumlarca devşirildi.  Bir robot gibi kullanıldı. Çocuklara organize bazı bilgileri yükleyip bunu 4 şık arasından seçip ayırmayı en büyük kazanım gibi sundular. Okullar yetmezdi, dersaneler  çocukların üzerine bir karabasan gibi çöreklendi. 9 yaşında başladı atlar koşmaya. Onlardan en hızlı koşan alınacaktı. Hedef SBS, OKS, OYS ...vs.. En kestirme yoldan, en hızlı şekilde sonuca ulaştıran, süreç değil sonuç odaklı bir eğitime odaklandık. Muhakemeyi beslemeyen, tüm duyuları hesaba katmayan, beceriyi yok sayan, kitap ve defter dışına çıkmayan hayattan uzak bir eğitimle eğdik bir nesli. Tek kazanımın yüksek bir sınav başarısı olduğu, bir mesleki kazanım dışında hayatı yönetmekte zorlanan, sorun çözmede  başarısız  tek tipleştiren bir eğitimle yol almaya çalıştık. Ayakkabı bağını bağlayamayan, çöpünü atacağı yerin bilgisine sahip,  bilinç ve  becerisinden yoksun, kendi dışında kimseyi önemsemeyen, akademik başarısını silah gibi kullanan  bencil ve duygusuz bir nesil  yetişti. Özgüvenle narsizm karışımı yeni putlar edindik. O putla kesip biçiyoruz önümüze gelen her şeyi. Bu kadar bilgiyle yüklenmişken, saatte  200 soru kodlayan nesil neden sorunları  çözemedi? Biz nerede hata yaptık? Bilinç seviyesine ulaşmayan bilginin bir yük olduğunu anlayamadık, kavrayamadık. Kitap yüklü bir nesil yetiştirmek değiştirmedi bu ülkenin kaderini.Oysa uyarılmıştık, kitap yüklü merkepler olmayın diye. Uyarılara kulak tıkadık.


Şimdi çiçek gibi yetişmiş bir nesle ihtiyacımız var. Kişiliğine müdahale edilmemiş, yetenekleri özgürce serpilmiş, malumatlarla boğulmamış, bilgi yüklenerek  uyuşturulmamış  ve muhakemesi gelişmiş bir nesle. Peki nasıl? Bahçıvanlar eliyle tabii ki. Merhametli, çocuklarımızı robotlaştırmayan, koruyup  kollayan, insanlığına, çocukluğuna zarar vermeyen, haddini ve yerini bilen bahçıvanlar iş başına.               Gazali çocuk eğitimini bir bahçıvanın çiçekle ilişkisine benzetir ve derki;bahçıvana düşen, çiçek için gerekli ortamı; suyu, güneşi ve toprağı sağlamak ve etrafındaki  ayrık otlarını temizlemektir. Gerisi çiçeğin cinsine,  tohumun kalitesine kalmıştır.
 Çiçeklerimize iyi bakalım. Meraktan doğan soruları engellenmemiş, keşiflerine müsaade edilmiş, değer verilerek sevgiyle büyütülmüş her çocuk bir çiçek gibi serpilir büyür. Aklı selimi ile bağ kurar. Çünkü insan çevresindeki her şeyle;  doğayla, insanla, kendiyle ve yaratıcı ile her zaman bağ kurmak için formatlanmıştır. O insandır, ünsiyyet kurandır.  Bağ kurması gerekenle bağları koparılmış ya da engellenmiş, merakları törpülenmiş, kendi dışında bir şey olmaya zorlanmış çocuk gelişemez  ve her dayatmaya   isyan eder. Çünkü onun için hayati olan ihtiyaçları yok sayılmaktadır. Ebeveynlere ve biz eğitimcilere düşen görev;  bize emanet olan çocuklarımızın ilgi, yetenek ve kapasitelerine uygun davranmak ve onlara uygun vasatı oluşturmaktır, bir bahçıvan gibi. Biz iyi bir bahçıvan olmayı başarırsak onlar da renk renk çiçekler açacaklar, yedi veren güller olacaklar. Onların kişiliğine ve biricikliğine saygı göstermeli ve onlar için sadece rehberler olmalıyız. Amacımız onların muhakemesi  gelişmiş, eleştirel bakan, sebep ve sonuçları fark eden, olayları çok yönlü değerlendiren  hikmet sahibi insanlar olmalarıdır. Muhakemesi  gelişmiş çocuklar hayatı farklı bir pencereden görürler. Sorun olmaz, sorun çözerler. Etraflarına huzur ve mutluluk kaynağı olurlar. İçlerindeki iyilik ağacını büyütür  ve zamanla  koca bir çınar olurlar.
Büyük sorular soran küçük çocuklar, bitmeyen bir merakla  hep sorular sorun ki, insanlık içine düştüğü kuyudan çıksın, bir Yusuf misali. 
AYŞE BOSTANCI 

27.03.2016

İSTANBUL    


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz