...

8.10.2017

Hicap ya da kibir mesafeleri

cihan aktaş

gerçekhayat

 

Kadınların çoğunluğunun başını örttüğü bir topluma sahip Türkiye. 2013'de başörtüsünün kamusal serbesti kazanmasından önce bu konuda daha belirsiz konuşuyorduk. Kuşkusuz artık şartlar farklılaştı ve son iki yazımda dile getirdiğim gibi yeni okumalar yapmak gerekiyor. Yasaklı dönemler insanlar üzerinde bugüne de uzayan travmatik etkiler oluşturdu. Ne var ki bir tür yas hissiyatıyla kendimizi sonsuzca haklı ve mazur görme tutumu şimdiki zamanın sorunlarını görme konusunda bir perde oluşturabiliyor. Toplum değişiyor çünkü ve farklı boyutlarla yeni çözümler gerektiren mağduriyet halleri çıkıyor ortaya. KHK mağdurları, işçi cinayetleri, işyerlerinde sürdürülen gayri insani uygulamalar, çevrenin tahribiyle ortaya çıkan zehirlenmeler, arazi rantı, adam kayırıcılık, liyakati değil torpili esas alan istihdam gibi bir toplumu ifsat eden kötülükler karşısında sorumluluk hissetmeyen başörtüsü mağduru, yaşadıklarından nasıl bir ders çıkarmış olabilir ki?
Mütedeyyin kesimlerin işyerlerinde arka planda tutularak sigortasız çalıştırılan başörtülü kadınlar, özensiz muamelelere rağmen kul hakkı bağlamında itiraz edebilecekleri bir söylem ve zemine sahiplerdi. Bugün iş ortamları çok daha acımasız, belirsiz ve kıyıcı. Başörtüsü yasaklı dönemlerdekinden farklı bir anlam gösteriyor iş arayışlarında. Mesela 1980'lerde başımı örttüğüm için iş bulamayacağımı söyleyen kimi akrabalarım aynı sebeple kızlarını direnişçi başörtüsünden sakındırırken, 2000'lerde kızlarına iş ararken başörtüsü avantajını kullanmayı ihmal etmediler. Beri taraftan, başörtüsü mücadelesine birlikte başladığımız perakende satış alanında çalışan akraba genç kızlar arasında, zaman içinde işlerinde yükselip kendi atölyelerini açanlar oldu.

Daha önceki iki yazımda ele aldığım, Sayan-Cengiz'in yeni yayımlanan kitabı "Beyond Headscarf Culture in Turkey's Retail Sector"ın (Türkiye Perakende Sektöründe Başörtüsü Kültürünün Ötesi) üzerine Alpkan Birelma'nın yaptığı söyleşide konu edilen, sigortasız çalıştıklarına göre başlarını açabileceklerini dile getiren kadınlar yeni bir olgu olmasa da görmezden gelinemeyecek ölçüde çoğaldılar. Bu çoğalma hem normalleşmenin hem de iş alanlarında baş gösteren yeni güvensizlik sebeplerinin eseri.

Küreselleşmenin büyük baskısı sadece gençleri değil, her kesimden, her yaşta insanı etkiliyor. Herkes bir ekran aracılığıyla alımlıyor varlığını, muhayyel veya gerçek bir ekranda nasıl göründüğünden yola çıkıyor. Ne de olsa başörtüsü, yasaklı yıllarda olduğu gibi sisteme dönük sorgulamanın paradigmatik bir göstereni değil artık. Tersine, her açıdan "devlet gibi gören" başörtülü kadınlar var ekranlarda.

Mütevazı kadınların başörtülü kızları, annelerine kamusal alanda reva görülen ayrımcılıklar, aşağılamalar nedeniyle pervasız, neredeyse kibirli bir dil kullanıyorlar, hayatın her alanında. Direnişin merkezindeki başörtülü kadınlar dönemlerinin mustazaflarının yanındaydılar; "Seni Dinleyen Biri" romanında bunu anlatmıştım.

Bir başörtülü kibrinden söz edilecekse, iktidar alanlarına nüfuzdan beslenen bu kibrin küreselleşmenin üretim/tüketim döngüsündeki bencil ve "kapalı", ayrıştırıcı yaşantıların yeni ideolojisiyle bağlarını da hatırlamalıyız. "Her şey sayemizde yolunda" bakışı, başta başörtüsü olsun veya olmasın, iktidar kibri bakışıdır. Önceki kuşağın ideolojik dilini bazen ironik klişelerle bazen de bıçkın bir dille kullanan kalemşörler, hâlâ halka hizmet peşinde olan başörtülü kadınların çabaları önünde bir perde oluşturuyor.

Evet, elbette, geçen hafta Çankırı yolculuğumda tanıştığım Belediye Başkanı İrfan Dinç'in eşi Zeynep Dinç gibi değerlerinden vazgeçmeden halka hizmet etmeyi sürdüren sayısız başörtülü kadın var. Hicabını koruyarak, ihlasla çalışmayı sürdüren değerli kadınları görünmez kılan sebepler üzerine düşünmeliyiz. Bu sebeplerin ilki herhalde sorunları içtenlikle konuşmayı "hainlik" olarak yaftalamaya hazır güruhların yol açtığı inzivalar, içe kapanmalar.


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz