...

21.2.2017

Dizilerin para ile imtihanı

Dizi karakterleri neden meslek sahibi değil serzenişinde bulunduğum günden bu yana her karakter meslek sahibi ama mesleğine uygun davranış kodlarına, tepkilere ve zaman yönetimine sahip değil! Yazılan karakterin dünyasına, mesleğine dair detaylar hakkında bilgi sahibi olmayınca klişeler devreye giriyor. Bir kez daha tekrarlamakta yarar var, senaryolarda bu kadar sıklıkla doz aşımı klişelere başvurulmasının sebebi anlatılan dünyaya, karaktere yabancı olunması. Danışmanlık sistemi devreye girse ve çalışsa senaristin yabancılığı ortadan kalkacak ve incelikli bir senaryo çıkacak ortaya.

Her dizinin merkezinde bir holding yer alıyor ama yönetim kurulu toplantılarından başlayarak kim ne iş yapar, daha doğrusu bu insanlar entrikadan intikam planlarından ne zaman fırsat bulur da çalışır anlaşılamıyor. Çünkü gerçek manada çalışan bir karakter yok dizilerde.

Kiralık Aşk; Ömer'in ayakkabı tasarımcısı olmasına bağlı olarak, rekabet, reklam, lansman gibi konuları senaryoya dahil ederek farkını ortaya koydu. Tekrara düştüğü noktada seyircisini kaybetti.

Ölene Kadar; vicdan azabından kurtulmaya çalışan genç avukat Selvi'nin bürosunda yoksul bir adamla yaptığı konuşma ile umutlanmama sebep oldu ama devamı gelmeyince saman alevi gibi söndü. Selvi avukat ama Dağhan dışında bir meselesi yok. Meselesizlik, aksiyonsuz meslek yüzünden kısa sürede daralıyor senaryoların hareket alanı. Cesur Güzel'in avukatı Banu da aynı şekilde. Varsa yoksa Cesur'un intikam planı, zaten başkaca bir işe zamanı da enerjisi de kalmıyor. İlk bölümlerde borsaya dair verdiği tüyo da unutulmazlar arasında yerini aldı. Senaryoya göre Cesur borsada alım satım yaparak servetine servet katıyor. Bu durum sözlü olarak ifade edilene kadar Cesur'un borsada yatırımları olan günlük olarak alım satım kararları veren biri olduğuna dair en ufak bir ipucu yok! Zaten borsadan para kazanma meselesi de bir maske. Hesapta Banu'nun sağlam dediği bir tüyo var, Cesur tüyoyu Korludağ'a fısıldıyor. Korludağ'ın tüyoya itimat edip hisse senedi almadı değil mesele itimat etmemesi ama tüyonun sonunda doğru çıkması. Pişman olup o noktadan sonra Cesur'un söylediklerini kabul edip kaybetmesi üzerine kurulu. Şirket birleşmesine dair olan tüyo bizim borsaya ait değil üstelik yabancı borsadan. Cesur emin misin diyerek aradığında Banu havaalanındadır, yurt dışında toplantıya gitmektedir, kesin eminim diye cevap verir. Seyirciyi ikna etmek, gözünü boyayarak düşünmesini engellemek adına yazılmış sahneye bakınca sanki tüyo gümrükte alınıp satılan bir şeymiş havası veriliyor. Her şey hayali olunca yanılma payı da sıfırlanıyor haliyle.

Yerli dizilerde zenginliğin ölçüsü yalıda oturmak ve holding sahibi olmak. Zenginlikte ölçüyü yakalayan diziler fakirlikte sınıfta kalıyor sürekli. Milyon dolarlık Boğaz manzaralı evlerde oturup fakir edebiyatı yaptıkları gibi, toplu taşıma aracı kullanan parasız karakter neredeyse yok, hepsi taksiden inmiyor!

Para söz konusu olduğunda inanılmaz bir uçurum var diziler arasında. İçerde dizisinde Celal'e kafa tutan yeni bir mafya karakteri ilave edildi Yaşar adında. Celal'in işlerine sekte vuracak, geçici olarak Celal'i düşmansız bırakmayacak, Mert ile Sarp arasındaki kardeşlik sırrına vakıf olarak görevini yerine getirecek Yaşar. Senaryo matematiğine göre sürekli Celal'a yeni hasımlar üretiliyor, bu hasımlar her ne hikmetse kardeşlik sırrını öğreniyor, birkaç bölüm içinde de can vererek diziden ayrılıyor. Dizinin bir diğer matematiği de köstebeklik ve ebeveyn bilinmezliği üzerine. Sarp ve Mert'ten sonra üçüncü köstebek Yusuf Müdürün varlığından haberdar olmadığı polis muhbiri Gökhan'dı. Elimde yüklü bir para var diyerek mafyaya sızmaya çalıştı. Yaşar'ın meblağı duyunca gözlerini parlatan para ne kadardı derseniz, iki yüz elli bin lira. Hani insanın normalde bir bilinmez uğruna elini kirletmeyeceği bir meblağ. Hele mafyanın sınırsız kazancı düşünülünce.

İki yüz bin liraya yüklü meblağ muamelesi yapan bir başka dizi de Anne idi. Cengiz'e vermek üzere Sapanca'daki güzelim evi iki yüz bin liraya sattı Zeynep. Bankada bir an önce tahsil etmek üzere bekliyor. Bankoya birkaç defa gidip geliyor, daha hazır değil mi sorusu eşliğinde. Banko memurunun yanındaki yetkili beyefendi, meblağ yüklü hanımefendi sabredin biraz anca toparlıyoruz diyor. Yüklü denilen meblağ sarı bir zarfın içine iki demet halinde yerleştiriliyor.

İçerde ve Anne iki yüz bin liraya büyük para muamelesi yapadursun Paramparça reytinglerde geride kalsa da para mevzusunda rakiplerini ezip geçti. Çocuk sahibi olamayacağını öğrenen Cansu yetimhanede bir çocukla gönül bağı kurmuş fakat çocuk gerçek ailesine teslim edilmiştir. Cansu ille de Emre bebek diye tutturunca Dilara soluğu ailenin evinde alır. Bebeğe karşılık para teklif eder. Bir milyonla açar pazarlığı, beş milyona yükseltir, derken ailenin karşı koyamayacağı teklif dökülür dudaklarından; on milyon. Mafya iki yüz elli bin liraya büyük para muamelesi yaparken; Paramparça zenginlik öyle olmaz böyle olur, fedakar anne on milyonluk çeki eli titremeden
imzalar diyerek rakiplerine meydan okudu!
http://www.yenisafak.com/yazarlar/semakarabiyik/dizilerin-para-ile-imtihani-2036264


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz