...

26.2.2017

Doz aşımı tekrar

Anne dizisi üzerinden hikayenin doz aşımından bahsetmiştim. Bu sadece Anne dizisinde karşılaştığımız bir durum değil, dizilerin genel bir problemi, sebebi de üretim şartları. Her hafta 120-140 dakikalık senaryo yazmanın, dizilerin ne zaman biteceğine reytingin karar vermesinin, yüksek reyting alınca illaki diğer sezona uzatma isteğinin neticesi.

Kırgın Çiçekler'in ekrandaki üçüncü sezonu. Annelik hallerini yetimhanede yaşayan kızları merkeze alarak anlatan bir dizi Kırgın Çiçekler. Anne olmadığında ya da Kader'in ve Eylül'ün hikayesinde şahit olunduğu üzere annelik hissiyatı yetersiz olduğunda, çocukların sahipsiz kaldığını ve yetimhanede yaşamak zorunda kaldığını başarılı bir şekilde anlatan bir dizi. Yaşanılan hayatın nimetlerinin geçici olabileceğini, zenginliğin kalıcı olmadığını, yetimleri küçümsememek gerektiğini, herkesin potansiyel yetim olduğunun altını kalın çizgilerle çizdi, özellikle Cemre'nin hikayesi üzerinden. Kader'in hikaye açılımı hariç, bahsettiğim hikayeleri ilk sezonda anlattı ve ana hikayesini tüketti. Devamında ya mevcut hikayenin türevleri anlatılacaktı ya da tekrara düşecekti senaryo. Her ikisi de gerçekleşti.

Senaryonun vazgeçemediği, doz aşımı kuralını sıklıkla ihlal ettiği kısım Eylül'ün tacizci üvey babası Kemal. Mesude, kızı Eylül yerine kocasına inanmayı tercih ettiği için kızını kendi elleriyle yetimhaneye teslim etti. Eylül yetimhanede kalmasına rağmen Kemal'in tacizlerinden kurtulamadı. Menfaatçi, paraya düşkün, sıklıkla gülünç duruma düşen, zaman zaman komedi unsuru olarak kullanılan Kemal'den senaryo vazgeçemediği için Eylül'ün problemi bir türlü sona ermedi. Taciz suçlamasıyla Kemal hapse girdi, fakat kısa sürede
çıktı ve kaldığı yerden devam etti.

Kemal'in gerçek yüzünü görebilmesi için Mesude'nin felçli kalması gerekiyormuş. Tam kocasının gerçek yüzünü gördü ama yatağa bağımlı konuşamıyor, Eylül için elinden hiçbir şey gelmiyor. Eylül, Kemal yüzünden kaçıncı defa acı çekiyor, işkence görüyor bilmiyorum. Her sezon yan hikayeler ilave edilmesine rağmen tacizci Kemal'in durumu kesintiye uğramadan devam ediyor. Öyle ki hakkında açılan taciz davasına rağmen Mesude'nin felçli kalmasından dolayı Eylül'ün velisi Kemal gözüküyor. Annesinin bakıma ihtiyacı var gerekçesiyle Kemal kızı yurttan alıyor. Dağ başına götürüp, istediklerini yerine getirmeyi kabul edene kadar kilit altında tutup, işkence ediyor. Eylül kurtulacak, Kemal büyük ihtimal kaçacak, yakalanıp hapse atılsa dahi kısa sürede çıkacak ve kaldığı yerden devam edecek. Ta ki dizi final kararı alıncaya kadar. Ancak finalde Kemal layığını bulup cezasını çekecek. O güne kadar doz aşımı sahnelerde yer almaya devam edecek.

Böyle olmaması için polisin, hukukun, yargının devrede olması gerekiyor. Bakan'ın açıklamalarına göre ülke genelinde ev tipi yurtlara geçişte yüzde doksan beş oranı yakalanmış, beş altı çocuğun bir arada barındığı çocuk evlerinde yaşıyor artık çocuklar, koğuş tipi yatakhanelerde değil. Bir ev sıcaklığında alışveriş, yemek gibi belli sorumlulukları paylaşarak. Ama bizim dizilerde koğuş sisteminden vazgeçilemiyor. Kötücül çocukların olmadığı yetimhaneleri duygulanarak izliyoruz, Anne de olduğu gibi.

Dizilerin; seyirciye hayal sattığı, bir iki saat hayal dünyasında yaşattığı için takip edildiği iddia edilir. Bu hayal de genelde zengin fakir aşkı üzerinedir. Fakir genç ve güzel kızlar zengin patronlarına aşık olur ya da fakir gençler sınıf atlayıp zenginleşerek imkansız aşklarını imkanlı kılar. Bunun dışında bir hayale rastlanmaz dizilerde.

Gerçekleşmesi uzak ihtimal olan hayaller üzerine inşa edilir senaryolar. Gerçek hayatında acı çeken, yaşadıklarından dolayı kendini çaresiz hisseden, ne yapacağını bilemeyen insanlar bu hayal dünyasının içine dalarak gerçeklerden, acılarından kısa süreliğine uzaklaşırlar.

Halbuki rüşvetin hiçbir kapının kilidini açamadığı, güçlüden yana değil haklıdan yana olan sağlıklı bir hukuk sistemi, güçsüzlerin korunup kollandığı, Kemal gibilerin en başından layığını bulması üzerine de hayal dünyası inşa edilebilir.

Acı çeken, kendini çaresiz hisseden insanlara kılavuzluk eden hikayeler yazılsa, senaryoların hedefi hikaye evrenindeki aynı dertten mustarip insanların acılarını gidermek dertlerine çare bulmak olsa, seyreden kişi boş hayallerle kendini uyuşturmanın ötesine geçip kurtuluş ümidiyle hangi adımları takip edeceği konusunda bilinçlenebilse. Keşke!


http://www.yenisafak.com/yazarlar/semakarabiyik/doz-asimi-tekrar-2036436


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz