...

13.3.2017

İstanbullu Gelin

Peş peşe yayına başlayan iki diziden Çoban Yıldızı reyting panelinin dikkatini çekerken; İstanbullu Gelin dizi yazarlarının görüş alanına girdi. Çoban Yıldızı, hikaye kuruluşu itibariyle dert sahibi bir görünüm verdi. İstanbullu Gelin'in ise Asmalı Konak benzeri dizi olmasının dışında derdi neydi anlaşılamadı.

Özcan Deniz; yine ultra zengin, kendi çapında karizmatik, kardeşleri arasında en sevilen, en sözü dinlenen, en başarılı, bütün kızların aşık olduğu, annesine karşı resti çekebilen tek kişi Faruk Boran karakterine hayat veriyor. İlk iki bölüm itibariyle diğer üç erkek kardeş figürandan öte gidemedi ama hikayelerine dair verilen ipuçları Faruk'un gölgesinde kalacaklarına işaret etti.

Faruk, annesi Esma Sultan'ın tüm itirazlarına rağmen İstanbul'da yaşayan, şirketin alt yapı yatırımları ile ilgilenen, bu arada da İstanbul gecelerinde boy gösteren müzmin bir bekar. Öğrendik ki yıllar önce bir kızı sevmiş, annesiyle tanıştırmış, fakat annesi onay vermeyince kızla yolları ayrılmış. Bu sefer gönlü aşka düştüğünde annesine söylememeye yeminli. Esma Sultan bu arada boş durur mu? Aile dostlarının kızı İpek'i gözüne kestirmiş, Faruk ile nikahlarını kıydı kıyacak! Usulen ikiliyi bir araya getirmeye çalışıyor ama bir türlü başarılı olamıyor. Noktayı koyduğunu zannettiği anda Faruk kolunda bir kızla çıkageliyor konağa, Süreyya ile.

Süreyya, anne babasını küçük yaşta kaybetmiş, TV bağımlısı teyzesi ile yaşayan, İstanbul'da tutunmaya çalışan genç bir kadın. Şarkı söylüyor ama arkadaşı Dilara olmasa iş alamıyor. Reklam cıngılı seslendirerek faturalarını ödemeye muvaffak olamıyor ki televizyon faturasını ödeyemeyince kesilen yayın sebebiyle teyze çifte depresyona giriyor. Neden kablolu televizyon, antenle seyretmek mümkün değil mi? Maddi açıdan sıkıntılı zamanlar yaşayan Süreyya'nın her sabah dakik bir şekilde, hikayenin başlangıcı ve gelişim mekanı olarak kullanılan kahvecide ne işi var o da ayrı bir tartışma konusu. Meteliğe kurşun atan Süreyya her sabah kahve zevkinden ödün vermezken; ultra zengin Faruk da aynı kahvecide sıraya giriyor.

Tesadüf zinciri kahve dükkanında başladı. Faruk cüzdanını yanına almamıştır her sabah 'white chocolate mocha' içmeden güne başlayamayan Süreyya, Faruk'un hesabını da öder. Aynı akşam sahne aldığı mekana giderken üç numaralı kardeş Osman'ın astım krizine yardımcı olur. Osman ilk görüşte Süreyya'ya aşık olur. Ki iki numaralı kardeş Fikret de Faruk'la evlenmek için yanıp tutuşan İpek'e sevdalıdır.

İstanbullu Gelin'i Faruk'a aşık olan kızlar ve Faruk'a aşık olan kızlara aşık olan kardeşler olarak tanımlamak mümkün. En havai, dört numaralı kardeş Murat'ın da evin hizmetlisini göz hapsine almasından hareketle, Esma Sultanı memnun edecek bir evlilik, gönül ilişkisi ufukta gözükmüyor.

Aşırı kibirli, sadece konak değil, Bursa benden sorulur havalarında dolaşan Esma, oğullarını dahi yönetemediği gerçeğiyle yüz yüze gelince kıyamet kopacak. Kötülükler ortalığa saçılacak. İkinci bölümde ailenin düşmanı, intikam almak isteyen bir karakter dahil oldu diziye, Esma'nın rüyasındaki yılan o mu gelin almaktan vazgeçmediği İpek mi belli değil! Esma yılanı Süreyya zannedecek ve kıza kök söktürecek. Tabii İpek faktörü devreye girecek. Faruk'la evlenme ümidini kaybeden İpek, Esma'nın müdahalesi ile iki numaralı kardeş Fikret'le evlenecek ama gözü Faruk'ta olacak! Klişeden beslenen her dizide olduğu gibi Faruk'un evlenemediği eski yavuklusu da gelebilir her an, varlığından habersiz torun hikayesi yabancısı olunan bir konu değil!

İstanbullu Gelin gerçek bir hikaye ibaresiyle yaptı tanıtımını. Bir başka şehre, tanımadığı bir dünyaya evlenip giden, kayınvalidesinin zulmüne maruz kalan binlerce genç kız vardır. Bu hikayeyi "gerçek" yapan, seyircinin peşine takılmasını istedikleri her ne ise ilk bölümde o şeye dair en ufak bir ipucu, bir ima yoktu. Sözün özü derdi yoktu dizinin. Bu hikaye neden anlatılmak istenmiş, seyirci neden seyretmeli sorularının cevabı yoktu.

İkinci bölümde istenmeyen gelin kaynana rekabeti, adetler gelenek görenekler derken; Esma Sultan'ın ani manevrası ile İpek, Faruk olmazsa Fikret olur diyerek konağa gelin olmayı başardı. Bir kayınvalidenin biri istenen diğeri istenmeyen iki gelinini birbirine kırdırma hikayesine geçiş yapıldı en hızlısından. Güya kökü Osmanlı'ya uzanan bir aileye mensup Esma Sultan. Mutfağındaki şerbetin tarifi dahi saraydan ilk elden öğrenilmiş, nesilden nesile aktarılmış iddiasına göre. Adet, gelenek görenek ağzından düşmüyor ama, İpek'i Faruk'a isteyip ani bir manevrayla Fikret'le evlendirmesinden de anlaşılacağı üzere ahlaktan nasibini almamış biri. Bu ahlaki yoksunluk da ne yazık ki yerli dizilerin olmazsa olmazı olmaya devam ediyor.    


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz