...

12.4.2017

Kara’nın reyting uğuru çöktü!

iki aile, bir tuzak, kesişen hayatlar; Kara Yazı'nın fragmanında göze çarpan, akılda kalan detaylardı. Dizi, sevilmeyen çocuklar sevmeyi başarabilir mi sorusuna cevap arayacağı iddiasındaydı. İddia kelimesini özellikle kullandım çünkü soru havada asılı kaldı. Senaryoların klişeler üzerinden şekillenmesi, hızlı tükenmesi, uzun dizi süreleri ile ilişkilendirilse de asıl mesele yanlış hikaye kuruluşundan kaynaklanıyor. Uzun dizi sürelerinin senaryoları tükettiğinden dem vurabilmek için on üç bölüm layıkıyla anlatılan, sonrasında sıkıntıya ya da tekrara düşen diziler olmalı ekranda. Kara Yazı'da ise hikayenin kuruluşu ve karakterlerin sunumu hatalı!

Aylarca süren bir çalışma takviminden sonra ilk bölümde sıkıntılar göze çarpıyorsa senaristin anlatacak hikayesinin tükenmesinden bahis edilebilir ancak. Ki Kara Yazı isim yanında senaristlerin daha önceki dizileri Karadayı ve Kara Para Aşk'la pek çok konu ve temada benzerlik gösteriyor. Kara'nın reyting uğuru da Kara Yazı ile çökmüş oldu böylece.

Kıvanç Tatlıtuğ için yazılan, beğenmediği için yedi defa revize edilen Siyah Beyaz dizisinin gözden geçirilmiş hali ise durum daha da vahim. Bir olay örgüsü var gibi ama onun dışında hiçbir şey yok Kara Yazı'da! Biri zengin biri fakir olmak üzere iki baba karakteri var. Senaryonun iddiasına göre çocuklarına sevgilerini göstermekte zorlanan, kendi doğruları etrafında çocuklarına hayatı zindan eden iki baba. Ama sahneler peş peşe sıralandıkça senaryo henüz ilk bölümde bu söylemlerinin altını doldurmakta zorlandı, iki babanın da kontrolünü baştan kaybetti.

Babasının verdiği sermayeyle babasına rağmen ödül alan Mehmet Karahan, teşekkür listesinde babasını alt sıralara atınca, Oğuz Karahan hışımla salonu terk etti. Oğlunu alkışlamak üzere o salona geldiğine göre kafadan kötü baba muamelesi yapılması yanlış! Zeki ve güçlü çocukları olmasını hayal eden Oğuz Karahan'ın nasıl ve ne zaman zengin olduğunu bilmemekle beraber, etrafındaki herkesi yoksul hayattan çıkartarak kendine köle yapmaya çalışması ilginç bir durum. Çocuklarını arzu ettiği disiplinle yetiştirmeyen karısı İclal yetimhanede büyümüş bir hemşire, damadı çok çocuklu yoksul bir aileye mensup. İhanetini öğrendikten sonra damadının yerine getirdiği Erdem aynı şekilde gecekondu mahallesinden çekip çıkardığı, verdiği bursla okuyan ve fakat kendisinden nefret eden bir genç adam.

Hikaye, ödül gecesi Erdem'in Mehmet Karahan'a kurduğu tuzak ile başlıyor. Plana göre mahalleden arkadaşı Sinan, bir kızı şiddet göstererek kaçıracak, olaya şahit olan güçsüzlere karşı zaafı olan Mehmet Karahan olaya müdahale ederken Sinan'ı öldürdüğünü zannedecek, Ender de bu durumu kendi lehine kullanacaktı. Fakat kurduğu tuzağa kendisi düştü. Arkadaşına verdiği kuru sıkı tabanca gerçeğiyle değiştirilmişti, Sinan gerçekten öldü o gece. Kaçırılan kız ve Mehmet baygındı, Erdem, Oğuz Karahan'ı arayarak olaydan haberdar etti. Olay yeri temizlendi, silah kaçırılan kızın eline tutuşturuldu, olayın mağduru Derya cinayet işlemekten tutuklanarak cezaevine kondu.

Paraya ve güce tapan, istediği her şeyi parayla elde eden Oğuz Karahan'ın aksine madalyonun fakir tarafını temsil eden Halil'in hikayesinde senaryo sürekli tökezleme halinde. Mağduriyetten fail durumuna hızlı geçiş yapan Derya, gecekonduda yaşayan Halil'in ortanca kızı. Halil, gençliğinde ablası vasıtasıyla namus travması yaşamış, karısına göz açtırmayarak namusunu muhafaza edeceğine inanırken, karısını evde aşığıyla yakalamış, adamı öldürerek dokuz yıl hapis yatmış bir adam. Karısı kayıplara karışmış o günden sonra, o zaman dokuz on yaşlarında olan büyük kızı Yaren iki kız kardeşine kol kanat germiş hem annelik hem babalık yapmış.

Üvey anne gerçeği var ama Halil'in Esma ile evlenme zamanı ve gerekçesi mantıklı değil! Hapse girerken evlendi desek, Esma kızlardan nefret ediyor, hapisteki bir adamın kızlarına bakacak biri değil! Hapisten çıktıktan sonra evlendiyse, size baksın diye evlendim sözünün geçerliliği yok! Senaryonun iddiasına göre Halil namus takıntılı bir adam. Henüz on yaşındaki Songül'ün saçlarını kestiriyor ama yirmi yaşındaki kızların özellikle Derya'nın saçlarına kılık kıyafetine tek laf etmiyor.

Baba baskısını üzerinde en çok hisseden Yaren, erkeksi kıyafetleri hali tavrı ile kadınlığını bastırmış bir karakter olarak sunuluyor. Özgürlük ve cinsellik yan yana gelince karda yürüyüp izini belli etmiyor kızlar, Derya'nın yaptığı gibi. Derya üniversiteyi ailesinden uzakta, başka şehirde okumuş ise Halil'in baskıcı, kızlara göz açtırmayan tutumu nerede? Yok babasının dizinin dibinde okumuş ise hamileliğini nasıl gizlemiş de çocuk doğurmuş? Adının Yasin olduğu laf arasında geçen şahıs da ölmüş galiba. Derya bebeği bir aileye vermiş ama hapishaneye yanına almak istiyor, Karahan ailesinin suçu üstlenmesi karşılığı teklif ettiği parayı kabul ediyor. Gayet sevecen, ilk duyduğunda hayır dediklerini devamında kabul eden, kızlarına içi titreyerek bakan, her akşam kızlarının üstünü örten, onları öpen, hamsi kuşu pişirip elleriyle kızlarına yediren Halil, sevgisiz duygusuz bir adam değil. Ama senaryo nedense ısrarlı öyle olduğu konusunda.

Hikayenin hiçbir yerinde, geçmişinde, karakterlerinde, diyaloglarında mantık yok! Halil'in ve Oğuz'un hikayesiyle söylemleri hali tavrı uyumsuz. Mehmet ve Yaren'in tanışması aynı şekilde. Yaren'in Mehmet'in suçunu ispat etmek için gizlice ofisine girmesi, Erdem'in cinayet kayıtlarını kapıya arkası dönük bir şekilde izlemesi, olaya tanıklık eden şahsın onca taksi arasından Kadir'in taksisine binmesi ve her şeyi anlatması, Kapalıçarşı'nın boşaltılması, neredeyse her sahne mantıktan sınıftan kalıyor! Masum ve suçlu, zengin ve fakir, klişeler çok kullanılmaktan laçkalaştı, hikaye tutmuyor! Dizi tesadüflerle dahi ilerlemekte zorluk çekiyorsa bu ısrar niye?    


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz