...

5.3.2017

Kötü para iyi parayı kovar!

Üretim şartlarından kaynaklanan sıkıntılar, uzun süreler ve yıllarca ekranda kalma hayali senaryoları etkilemeye devam ediyor. 13-16 bölümlük dizilerden geçtim, tek sezonluk projelendirilse diziler ona dahi razıyım. Gerçi tek sezonluk projelendirdiğinde de, yüksek reytinge ulaşıldığında altın yumurtlayan tavuğu kesmeyelim düşüncesi baskın geliyor. Alınan devam kararından sonra hikaye geliştirme konusunda ciddi sıkıntı yaşayan senaryolar yatay gelişime mahkum edildiğinde ya da tekrara düştüğünde, seyirci yeni/ alternatif dizilere yöneliyor.

Dizi sektörünün sıkıntıları üretim şartlarıyla sınırlı değil! Medya, haber ve eleştiri konularında sıklıkla sınıfta kalıyor. 'Bizim grubun yaptığı bütün diziler iyidir, rakip kanalların dizileri kötüdür' anlayışına teslim haberler ve köşe yazıları, öncelikle kendi grubundaki dizilere zarar veriyor. Aksaklık, hata, kusur dile getirilse düzeltmek mümkünken; yokmuş gibi davranmak hatanın çoğalmasına sebep oluyor. Tabii burada eleştiri ve analiz yapanların dili ve üslubu kadar eleştiriye konu işe imza atanın eleştiriyi nasıl karşıladığı da önem arz ediyor.

Eleştiri, uzun vadede dosttur, hak edilmeyen övgü ise kısa vadede olumlu bir geri dönüş gibi algılansa da uzun vadede tahribatı yüksektir.

Eleştiri, aynı şeyleri düşündüğünü dile getiren, sizi alkışlayan sözler demek değildir. Sevdim ya da sevmedim, beğendim-beğenmedim de eleştiri cümleleri değildir. Eleştiri, farklı bir pencereden bakabilmek, hata henüz oluşma aşamasındayken tespit edebilmek ve uyarmak demektir.

Yeni diziler ya da mevcut diziler hakkındaki haberlere bakıyorum, yapımcı firmanın ya da televizyon kanalının gönderdiği basın bültenlerinin kopyalanıp yapıştırılmış hali. O dizi hangi bakış açısıyla sunuluyorsa, düşünme sorgulama zahmetine katlanılmadan kabul görüyor. Pasif bir kabullenme hali bahsettiğim.

Seyredilmeyen, takip edilmeyen diziler hakkında gerçekleri yansıtmayan içeriğe sahip köşe yazıları yazılmakta sakınca görülmüyor. Dizi düşme hattı diyebileceğimiz düşük reytinglerden mustarip, reyting rekorları kıran dizi tanımlaması yapılıyor. Seyircinin dikkatini çekmesi, görüş alanına girmesi arzulanıyorsa, rekor kırma yalanına sarılmak yerine, dizinin dikkat çekici göz alıcı gözden kaçan hikayesi senaryosu üzerinden yazılar yazılması gerekir.

Genelde senaryoya hikayeye kafa yormak yerine, kostüm, mekan, sanat yönetimi, oyunculuk üzerinde kalem oynatılır ama bu özelliklere bakarak dizi tercih eden kişi sayısı sınırlıdır.

İşlerine gelmeyince beğenmedikleri reyting paneli, hikaye peşindedir. Kendini ya da hayalini bulabildiği dizilere gerçekçi mi inandırıcı mı penceresinden yaklaşır ve kararını verir.

İlk bölümü yayınlanan diziyi, köşelerde reyting üzerinden değerlendirmek aynı şekilde negatif etkilere sahip. Uzman olduğunu iddia eden kişi, reytinglerden bağımsız, gördükleri üzerinden değerlendirmeli. Aynı şekilde reytingleri yükseldi ya da iyi başlangıç yaptı diyebilmek için rakiplerinin durumu da göz önüne alınmalı. Yılbaşında diğer diziler tatildeyken dizinin reytinginin kıpırdanması yükselişe geçtiğinin değil, ekranın boş olduğunun kanıtıdır. Diğer diziler tatildeyken ilk bölümü yayınlanan dizinin reytingi gerçeği yansıtmaz. İnsanların müdavimi olduğu diziler tatilden döndüğünde ikinci bölümde dizinin reytingi normale dönünce reyting paneline laf söylemek ya da hatalı ölçüm yapıldığını ima etmek hiç etik değil.

Dizi okuması yapamayanların, bakış açıları sadece ekranda gördükleri ile sınırlı kalanların yazdığı, analiz eleştiri her iki kategoriye de girmeyen, beğendim beğenmedim temalı yazılar, dizi sektörüne en büyük zararı veriyor. Bu tarz yazı yazanlar yazdıklarının zayıf ve yetersiz olduğunun bilincinde olduklarından sektörde kalıcı olabilmek adına ilişkiler yumağına dahil oluyor. Daha çok ortalıkta gözüken, TV ekranlarında boy gösteren bu kişiler, sektör benden sorulur kibriyle hareket ediyor. Fakat yazdıkları, senaryoya ya da hikayeye dair değil, yazmaya çalıştıklarında da çoğunlukla sınıfta kalıyorlar. Onların bu sınıfta kalışları senarist cephesinde tüm eleştirmenleri aynı kefeye koyuyor. Hem işten anlamaz hem eleştirir denilerek. Çok görünmek yerine kurmaca nedir, nasıl yazılır, eleştiri nedir, analiz nasıl yapılır konularına kafa yorsa, bu konularda kitaplar okusa dizi sektörünün kaderi toptan değişecek ama bunun farkında değil ne yazık ki! Kötü paranın iyi parayı kovması misali, bu işi hakkıyla yapanları nasıl yok edecek, başkalarının yaptığı analizi nasıl kendine mal edecek meselelerine kafa yormaktan başka bir şeye zamanı ve enerjisi kalmıyor. Hayatında hiç yazmadığı, belki duymadığı bir şeyi yıllardır yazdığım gibi diyerek lanse etmek oldukça yorucu olsa gerek!

http://www.yenisafak.com/yazarlar/semakarabiyik/kotu-para-iyi-parayi-kovar-2036589


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz