...

13.3.2017

Bitmeyen konu…Kadınların aileleri yada ailelerin kadınları..

Kadem'in bu yıl üçüncüsünü düzenlediği "Toplumsal  Cinsiyet Ve Adalet" kongresi 7 mart 2017 de yapıldı.  Bu yıl ki alt başlık "Kadın ve Aile" idi. Programa, klişeleşmiş kadın ve aile söylemlerinin konuşulmayacağını  umarak gittim.  Programlara konu başlığı ve konuşmacıya bakarak gitmeyi adet edindim.  Çünkü 37 yıldır takip ettiğim ve  biteviye bu konuların konuşulmasının bir arpa boyu  yolu ancak aldırdığı yetmezken bir de  sık sık  o arpanın başına dönmemiz çok yorucu oluyor  gerçekten. Programda   çok önemli konular  ve farklı başlıklar konuşuldu . Sorular soruldu ve dinleyiciler de fikir beyanında bulundu. Kadın ve aile konulu bir çok tez ve makale sunumu yapıldı.

Sabah açılış konuşmalarından sonra "Cinsiyet Perspektifinde Aile" başlıklı panele geçildi. Panel konuşmacılarından biri " Babasız Aile Ailesiz Baba" başlığında  konuşma yapan Prof.Dr. Sefa Saygılı idi. Konu başlığı çok güzel acaba neler anlatacak derken  beklediğimden çok daha önemli bilgiler verdi Sefa hoca. Hem psikiyatrist  hem baba olması hem  40 yıllık tecrübeyle, babalık ve babalar konusunda adeta suyu geri akıtırcasına İslamcı ve muhafazakar kesimin kalıplaşmış bilgilerini darmadağın etti. Çocuk eğitiminde babanın rolünü örneklendirerek  çarpıcı ifadelerle anlattı.

Prof. Mustafa Tekin "Yapı Bozumundan Bozu Yapımına  Cinsiyet ve Adalet"  sunumu epey merakla beklendi. İlgi çekici  olmakla beraber üzerinde çokça düşünülmesi, beyin fırtınası yapılması gereken bir başlık. Henüz çok  yeni ve içi doldurulmamış bir alan.  

*Mustafa Tekin, yapıbozumundan  tarihsel anlamları çözündürmek, feministlerin erkek egemen aileyi, toplumu çözmek manasına gelebileceğini, bozuyapımından ise ailenin tekrar inşa edilmesinin anlaşılabileceğini ifade etti.

*Örneğin; tabii düzende aile kadın ve erkekten oluşur. Ama bu durum değiştirilmeye çalışılıyor.

*  Ailede hak mücadelesi verilirken sorumluluklar ortada kaldı. Evler adeta otelleşti.

Son dönemlerde aile ile ilgili konular kafa karışıklığı doğuruyor ve gündemimizi işgal  ediyor.

Birçok düşünen insan aynı sorunları tespit etmekle beraber çözüm konusunda henüz çok ilerleme sağlanamadı.

Sorunlar yumağı birbirine bağlı girift hal aldı. Ailenin ekonomik sorumluluğu, çocuk yetiştirme, yaşlı anne babaların bakımı  gibi sahipsiz  sorumluluklar gündemde...

  Aile kurumu biz kabul etsek de etmesek de değişiyor dönüşüyor. Ailede sorumluluklar ortaya bırakılmış menü gibi kim eline alırsa onda kalıyor. Çözüm olarak gelenekle sahih ilişki kurulup iyiler alınmalı, çağdaş formlar, yaşanmışlıklar göz önüne alınarak ailenin değişimine katkıda bulunulmalı.

Ön yargılardan uzak cinsiyet adaleti gözetilerek, cinslerden birini ötelemeden, dar alana sıkıştırmadan iyilikte ve gelişmekte yarış edilebilir bir formda değişime katkıda bulunmasını  umuyor bekliyoruz...

Katıldığım diğer oturumlarda ki konu başlıkları ve içerikleriyle ilgili gözlemlerimi de aktarmak  istiyorum.  Altı seçenekli  oturum  grubu vardı benim ilgimi çeken ;  Aile ve Çalışan Kadın, Aile ve Toplumsal Cinsiyet Rolleri,  Aile ve Kitle İletişimi başlıklı oturumlar oldu. Üç oturumdan da ziyadesiyle faydalandım. Sunumların  hepsi ya yüksek lisans  ya da doktora teziydi. Hemen hemen hepsi  saha çalışması idi. Bu sonuçlar üzerinden değerlendirmeler ve analizler sunuldu.(1)

Konuşmacıların geneli kadınlardan oluşuyordu. Kadınların bu kadar çalışkan olduklarını görmek beni hem umutlandırdı hem heyecanlandırdı. Tüm zorluklara rağmen kadınların çalışkanlıklarına hayran kaldım. Sahra Öztürk'ün  "Çalışma Yaşamında İkiz Rakip Üretimi" başlıklı sunumunun sorular kısmında dinleyiciler arasından bir kadın profesör; "benden  doktora görüşmeleri sırasında jüride bulunan erkek hocalar evlenmeyeceğim üzerine söz aldılar ama ben evlendim hem de çocuk da doğurdum tüm zorluklara rağmen profesör oldum dedi."

Her konuşmacıdan aktaracağım birkaç cümleyle yazımı bitireyim. Sahra Öztürk'ün  "Çalışma Yaşamında İkiz Rakip Üretimi: Kadının Kadına Engeli" başlıklı sunumunda en önemli mesaj kadının çalışma hayatında yükselme engelinin erkeklerden daha çok kendi hemcinslerinden geldiği noktasındaydı.

Dr.Yonca Altındal'ın "Kadınları Tepeden Tırnağa Boyayan Kadınlar" başlıklı sunumu gerçekten çok ilginç çok güncel olduğu kadar Yonca hanımın heyecanlı , en ince ayrıntısını kaçırmadan konuya  göre ses tonunu ayarlayan,  hüzünlendirip güldüren  adeta bir tiyatro sanatçısı gibi canlandırma şeklinde sunum yapması  gözümüzü kırpmadan dinlememize sebep oldu.

*Güzellik salonlarında gün boyu ayakta kalmak hatta çalışan kadınlara hizmet veren salonların  geç saatlere kadar çalışması gerçekten çok yorucu ve yıpratıcı. Bu salonlar müşterilerin  dert ortağı, sırdaşlık, el değmesiyle prenses olma beklentisi kısacası dişil terapi merkezi gibi çalışıyor adeta...Tabi burada çalışan kadınlar bir de evdeki işleri kotarmak zorunda olduklarını unutmayalım. Bunlara "Duracell Bendenler" ismini vermiş Yonca hanım..

*Çalışanlar küçük yaşta işe başlamalarına rağmen statülerini yükseltmek için dışarıdan okuyorlarmış.  Eğitim seviyesi lise düzeyinde. Güzellik salonlarında çalışanlar bizi kuaför çalışanlarla kıyaslamayın lütfen diyorlarmış. Yani kendilerini farklı statüde görmek istiyorlar...

Güzellik salonlarından sadece kadınlar geçmiyor hatta bazı illerde erkekler kadınlardan  daha fazla kişisel bakım için salonlara gidiyormuş.  Abartmadan ve bir cinsi kınamadan araştırmak konuşmak ve çözüm aramak  bizim ilkemiz olmalı diye düşünüyorum.

 

Bu kongrede en çok faydalandığım, zihinsel fırtına yaşadığım konuşmacı  Yrd.Doç. Şevki Işıklı oldu. "Web 2.0 Dişil Usu Yeniden İnşa Edilebilir mi"? Başlığında yaptığı sunum felsefi olduğu kadar zihinlerdeki kadın erkek aklını sorgulayan ve aynı zamanda uygulanabilir çözümler de öneren konuşma oldu. Bunun kadar önemli bir konuşma da başta  belirttiğim  Prof. Sefa Saygı'lının "Babasız Aile Ailesiz Baba" sunumu idi. Bu iki sunumu önemine binaen   başka bir yazıya bırakmak istiyorum.

Kapanış konuşması makalelere verilen ödüller ve Kadem  başkanı  Doç. Dr. Sare  Aydın'nın bu tür programları bir beyin fırtınası ve çözümler için üretilen düşünceler ortamı hazırlamak gayesiyle yaptıklarını bu yılın konusunun Kadın ve Aile olduğunu bu konuların konuşulması ve tartışılmasıyla doğru ve tutarlı çözümlerin bulunabileceğini söyledi.

Bizlere yeni düşünce ufukları açan  programların çoğalmasını dileyerek Kadem'e ve emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

Yasemin Çoban

11-3-2017

1- http://kadem.org.tr/iii-uluslararasi-toplumsal-cinsiyet-adaleti-kongresi-programi-aciklandi/

 

 


Yorumlar
Küfür, hakaret içeren; dil, din, ırk ayrımı yapan; yasalara aykırı ifade ve beyanda bulunan ve tamamı büyük harflerle yazılan yorumlar yayınlanmayacaktır. Neleri kabul ediyorum: ip adresimin kaydedileceğini, adli makamlarca istenmesi durumunda ip adresimin yetkililerle pa ylaşılacağını, yazılan yorumların sorumluluğunun tarafıma ait olduğunu, yazımın, yetkililerce, fikrim sorulmaksızın yayından kaldırılabileceğini bu siteye girdiğim andan itibaren kabul etmiş sayılırım.
Yorum Yaz